Psikanalitik Psikoterapi

Freud'un Psikanalizde Bilinçdışı Üzerine Bir Not (1912g) makalesinde çeşitli tartışmalarla kanıtladığı gibi, insanlar genelde farkında olmadıkları istek ve arzuların etkisi altındadırlar. Fakat bu bilinçdışı istek ve arzuların karşısında, kültüre göre değişse de her toplumda olan yasaklar da vardır. Her insan çocukluğundan itibaren bu tür bilinçdışı çatışmalar arasında bir miktar gerilim yaşar fakat bazen gerilimin çok artması bazen de çeşitli sebeplerle gerilimin taşınamamasından dolayı kişi kendini çıkmazda bulabilmektedir.

Neden Psikanalitik Psikoterapi?

Freud, güncel şikayetlerin kaynağının bilinçdışı çatışmalar olduğunu, 1800’lerin en anlaşılmaz hastalıklarından biri olan histeri konusunda yaptığı çalışmalarla keşfetmiştir. Kişinin farkında olmadığı bu çatışmaların kaynağı ise geçmişte, hatta neredeyse her zaman çocuklukta yatmaktadır. Psikanalitik psikoterapi ile bilinçdışı çatışmaların açığa çıkarılması ve çözülmesi yoluyla kişinin şikayetlerinin ortadan kaldırılması amaçlanır.

Başvuranın terapistine her şeyi, hiçbir filtreden geçirmeden anlatması üzerine kurulu olan bu terapi yönteminde kişinin bu kurala ne kadar uyduğu çok önemlidir. Fakat kişinin bu kurala tamamen uyması durumunda bile psikanalitik psikoterapi zihnin derin katmanlarına, rahatsızlık veren duygu, düşünce ve davranışların kökenlerine etki etmeyi amaçladığı için süresi diğer psikoterapi yöntemlerine nazaran kaçınılmaz olarak daha uzun olacaktır.

Şikayet (yüzeydeki sorun) ister anksiyete (fobi, panik …), obsesyon (temizlik takıntısı, saç yolma …), depresyon, yeme bozuklukları, psikosomatik durumlar (uyku sorunları, ibs ...) veya paranoya ile ilgili olsun, ister cinsellik, sosyal yaşam, iş hayatı veya ilişkiler ile; psikanalitik psikoterapide sadece yüzeydeki sorunların ortadan kaldırılmasına odaklanılmaz. Bunun yerine, şikayetleri ortaya çıkaran çekirdek dikkate alınır. Tam da bu sebeple avantajı, aynı çekirdeğin gelecekte başka sorunlar ortaya çıkarma ihtimalini de ortadan kaldırması, şikayetlere kökten ve kalıcı çözüm sunmasıdır.

Psikanalitik Psikoterapinin Etkisi

Psikanalitik çalışmalar kişinin zihinsel ve fiziksel sağlığına anlamlı kazanımlar getirebilmekte, insanların yaşamlarını daha doyumlu yaşayabilmeleri, her anlamda daha üretken olabilmeleri, ötekiler ile daha anlamlı ve sağlıklı ilişkilenebilmeleri için “yaralarını” sarabilmekte, zihnin sağlıklı akışını engelleyen tıkanıklıkları açabilmektedir. Fakat yine de bu psikanalitik psikoterapinin her durum veya her kişi için uygun olduğu ve herkeste olumlu etki göstereceği anlamına gelmez. Böyle bir çalışmanın kişiye uygun olup olmadığı çeşitli etkenlere göre değişmektedir. Bu uygunluğu değerlendirebilmek ve terapinin fayda gösterip göstermeyeceğini ölçmek için terapiye başlamadan önce değerlendirme görüşmesi yapılmaktadır.

Kişiyi arka planda sürekli bir gerginliğe maruz bırakan, yukarıda basitleştirerek anlatmaya çalıştığım ama aslında yukarıda göründüğünden çok daha karmaşık olan çatışmaların bilinçdışı kökenlerini en güzel tarifleyen, psikanalizin kurucusu ve bilinçdışı ile çalışabilmemize olanak sağlayan yönteminin kâşifi Freud'un ta kendisidir. "Zavallı egonun işi daha bile zor: o üç acımasız efendiye birden hizmet eder ve hepsinin taleplerini ve isteklerini birbirleriyle uyumlu hale getirmek için elinden geleni yapar. Bu talepler her zaman muhteliftirler ve sıklıkla birbirlerine zıt görünürler. Egonun görevini yerine getirmede bu sıklıkta başarısız olmasına şaşırmamalı. Onun üç zalim efendisi dış dünya, süperego, ve iddir." Freud, S. (1933a [1932]), New Introductory Lectures on Psycho-Analysis, S.E. 22: 77 (Çev. Baver Kejanlı).